OFPOF

Aşkın, Özlemin ve Sadakatin Şairi: Ümit Yaşar Oğuzcan

-
436
Etkileşim
Ofpofer
Ofpofer
Ofpofer
Whatsapp'ta Paylaş Yukarı Çık
Whatsapp'ta Paylaş Yukarı Çık
Aşkın, Özlemin ve Sadakatin Şairi: Ümit Yaşar Oğuzcan
525 izlenme
Ofpofer
-

"Önce şunu belirtmek yerinde olur 'benim hayatım' roman değildir. Baştan başa şiirdir benim hayatım, şiirdir ve aşktır..."

Onu onun cümleleriyle anlatmak, şiire ve aşka olan sonsuz bağlılığını anlamaya yetecek gibi. 

"Hayatımdaki istifaların yekûnu dokuzdur. Çok güzel istifa ve aşk mektupları yazdığımı hiçbir tevazuya kapılmadan söylemeliyim."

"İnsanı derinden yaralayan nice vefasızlıklar, anlayışsızlıklar karşısında şiir tek desteğim, tek tesellim olmuş benim."

Sahibini Arayan Mektuplar'da 5. Mektup

Sahibini Arayan Mektuplar'da 5. Mektup

Ayrılık diye bir şey yok. Bu bizim yalanımız. Sevmek var aslında, özlemek var, beklemek var. Şimdi nerdesin? Ne yapıyorsun? Güneş çoktan doğdu. Uyanmış olmalısın. Saçlarını tararken beni hatırladın, değil mi? Öyleyse ayrılmadık. Sadece özlemliyiz ve bekliyoruz. 

Zamanı hatırlatan her şeyden nefret ediyorum. Önce beklemekten. Ömür boyunca ya bekliyor ya bekletiyor insan. İkisi de kötü, ikisi de hazin tarafı yaşantımızın. Bir çocuğun önce doğmasını bekliyorlar, sonra yürümesini, konuşmasını, büyümesini.. Zaman ilerliyor, bu defa para kazanmasını, kanunlara saygı göstermesini, insanları sevmesini, aldanmasını, aldatmasını bekliyorlar. ve sonra ölümü bekleniyor insanoğlunun. Ya o? Ya o? 

Özleme bir diyeceğim yok. O kömür kırıntıları arasında parlayan bir cam parçası. o nefes alışı sevgimizin, kavuşmalarımızın anlamı. O tek güzel yönü bekleyişlerimizin. İnsanlığımız özleyişlerimizle alımlı, yaşantımız özlemlerle güzel. özlemin buruk bir tadı var, hele seni özlemenin. Bir kokusu var bütün çiçeklere değişmem. Bir ışığı var. Bir rengi var seni özlemenin, anlatılmaz. Verdiğin bütün acılara dayanıyorsam; seni özlediğim içindir. Beklemenin korkunç zehiri öldürmüyorsa beni; seni özlediğim içindir. Yaşıyorsam; içimde umut varsa, yine seni özlediğim içindir. 

Seni bunca özlemesem bunca sevmezdim ki!

Bir Gece Ansızın Gelebilirim

Bir Gece Ansızın Gelebilirim

Bu kadar yürekten çağırma beni 
Bir gece ansızın gelebilirim 
Beni bekliyorsan, uyumamışsan 
Sevinçten kapında ölebilirim 
Belki de hayata yeni başlarım 
İçimde küllenen kor alevlenir 
Bakarsın hiç gitmem kölen olurum 
Belki de seversin beni kimbilir 
Kal dersen, dağlarca severim seni 
Bir deniz olurum ayaklarında 
aşk bu özleyiş bu, hiç belli olmaz 
Kalbim duruverir dudaklarında. 
Ya da unuturum kim olduğumu 
Hatırlamam belki adımı bile 
Belki de çıldırır, deli olurum 
Sana kavuşmanın heycanıyle 
Aşk bu, bilinir mi nereye varır 
Ne durdurur özlemini, seveni 
Bakarsın ansızın gelebilirim 
Bu kadar yürekten çağırma beni.

Çok Sevmek

Çok Sevmek

Bizi kandıran o şarkılar, o mavi gece 
O sıcaklığı beyaz ellerin, o ilk bakış 
Sebepsizliğin sebep olduğu şafak vakti 
O çok sevmek gecelerde o çaresiz aldanış. 
Uzayan saçlar, alnında avuçlarımızın 
İşte o, insanın bir yerde, aşka boyun eğmesi 
Kırılmak, bölünmek, o hep bütünlenmek 
O çok sevmek, tenin bir başka tene değmesi. 
Yanmak mı o eski çağlarda yanmak 
Kül olup savrulmak rüzgara karşı 
İlk kesilmişliği mağrur ellerimizin 
O çok sevmek, kanımızın o ilk akışı. 
İşte pınarlar, testiler, ırmaklar, çeşmeler 
Kanlı avuçlarla içmek aşkı kanmadan 
O kıyılarımızdaki denizin ilk coşkunluğu 
O çok sevmek büyütmek onu hep, orada o zaman 
Kazımak ulu ağaç gövdelerine adımızı 
Yazmak her şeyi bir bir kumların üstüne 
O her işkenceye mahkûm olmuşluğumuz 
O çok sevmek, daha çok sevmek günden güne. 
Öyle delicesine, öyle korkunç, öyle çılgın 
O çok sevmek o yanardağ, o ateş, o yangın...

Diyebilseydim

Diyebilseydim

Anladım diyemem ki! Suçluyum 
Belki ben anlatamadım sana kendimi 
Tutuştum, yandım da yokluğunda her gece 
Yine gözyaşlarımla söndürdüm kalbimi 
Her gün her dakika seni özlerdim 
Bitmezdi kederim senin yanında bile 
Susardım, gözlerime baktığın zaman 
Mermer bir heykelin çaresizliğiyle 
Oysa neler düşünürdüm sen yokken 
Sana kavuşunca neler söylemek isterdim 
Dakikalar bir ışık hızıyla geçerdi 
Ayrılık başlayınca ben biterdim 
En kötüsü beni koyup gitmendi 
O öyle bir yalnızlıktı anlatılmaz 
Hep yarım kalmış heyecanlar hazlar içinde 
Biterdi bir kış, geçerdi bir yaz 
Ve nice yıllar kovalardı birbirini 
Gözlerimde gitgide büyürdü mesafeler 
Bütün teselliler uzaklarda kalırdı 
Bütün çiçekleriyle solardı bahçeler 
Ne olurdu saadetlerin en büyüğü 
İşte ellerimde al, diyebilseydim 
Anlardın, ve hiç gitmezdin, değil mi 
Bir gün duyduğum gibi kal diyebilseydim.

Sahibini Arayan Mektuplar, 14. Mektup

Sahibini Arayan Mektuplar, 14. Mektup

İlk defa göz göze geldiğimiz anı hatırlıyor musun? Kaçamak bir buluşmasıydı bu gözlerimizin. Seni istiyordum, biliyordun... Bakışların duygulu, anlayışlıydı, özlemliydi zaman zaman. Bakışların bir şarkı söylüyordu hiç bilmediğim. Seni dinliyordum, bakışlarını dinliyordum. Dağbaşında apansız karşıma çıkan bir pınardı sanki gözlerin. Eğilip su içmek istiyordum kirpiklerinin arasından. İçimde yaktığın ateşi söndürmek istiyordum. Ama o ateş gitgide büyüdü işte! Şimdi biraz da sen yan artık, benim yanacak yerim kalmadı. 

İnanamıyorum sen var mısın? İnanamıyorum bir türlü. Tuttuğum ellerin mi? Öptüğüm dudakların mı? Kim bilir? Belki de yoksun, ben bir rüya görüyorum, biraz sonra uyanacağım. Herşey ansızın silinecek. Ne saçların kalacak ortalıkta, ne gözlerin. Yine kahredici yalnızlığıma döneceğim. Biraz daha yıkılmış, biraz daha sensiz.

O gün ilk defa seni gördüm. Düşün sen dünyaya geleli beri kaç yıl geçmiş aradan. düşün ne kadar çok özlemişim seni? Öyleyse hiç gitme ne olur. Vereceğin her kedere razıyım. Acıların en büyüğünü sen tattır bana, zehirlerin en şiddetlisini senin elinden içeyim. Ama gitme ne olur...

Şimdi sendeyim, seninleyim, seni yaşıyorum. Beni bana bırakma! Senden bir parçayım artık, belki de baştan başa sen oldum farkında değilsin. Beni bana bırakma! Sen olduğun için mutluyum. Sen olduğum için de. İstersen ben olma. Hiç benim olma. Ama bırakma beni ne olur? Beni bırakma!

Gerçekten Sevmek

Gerçekten Sevmek

O durmadan kaçıyor; 
sen ardından gitmiyorsan; 

o günün her saatinde saklanıyor, 
sen yollara düşüp deli divane aramıyorsan; 

o sana acıların en büyüğünü tattırıyor, 
sen bundan en yüce hazzı duymuyorsan; 

boşuna aldatma kendini, 
onu sevmiyorsun demektir. 

Elindeki içki kadehinde, 
dudağındaki sigarada , 
okuduğun kitapta, 
mırıldandığın şarkıda, 
söylediğin şiirde, 
gördüğün rüyada 
ve yaşaman için 
ciğerlerine doldurduğun havada 
o yoksa; 
Onun vazgeçilmezliğini anlamamışsan; 
onu sevmiyorsun demektir. 

Renkler onunla değerlenmiyorsa, 
örneğin onsuz kırmızı kırmızılığının, 
mavi maviliğinin farkında değilse, 
beyaz yalnız o giydiği zaman 
güzelliğini haykırmıyorsa, 
sabahları onu görünceye kadar 
güneş doğmuyorsa 
ve onsuz gökyüzü geceleri 
aya, yıldızlara 
hasret değilse 
onu sevmiyorsun demektir. 

Sokakta gördüğün her yüzde 
ondan birşeyler aramıyorsan, 
güzel bir manzara, 
hüzünlü bir musiki onu hatırlatmıyorsa, 
uykudan uyandığın zaman 
yaşamakta olduğundan önce 
onu hatırlamıyorsan, 
omuzlarına dökülmüş saçları, 
bir sis perdesinin ardında 
her zaman gülen, 
ışık saçan gözleri 
aklına gelmiyorsa, 
durup durup avuçlarının 
sıcaklığını özlemiyorsan; 
Onu sevmiyorsun demektir. 

Dünyada yaşıyan öteki insanların 
senin için hala bir değeri varsa, 
ona karşı tutumunu 
toplumun köhne ve manasız 
kurallarına göre ayarlıyorsan 
ve açık açık 
sanki var olduğunu haykırırcasına 
sevgini söylemiyorsan; 
Onu sevmiyorsun demektir. 

Yok o senin için 
herşeyden değerliyse, 
gözünü yumduğun anda 
onu görebiliyorsan, 
o bütün şarkılarda, 
bütün şiirlerde, 
bütün resimlerde ise, 
ona muhtaç olduğunu 
söylemekten utanmıyorsan, 
senin içten ve büyük sevgine 
karşılık vermiyeceğinden 
korkmuyorsan, 
bütün bencil duygularından 
sıyrılabilmişsen 
onun için herşeyi, 
ama herşeyi yapacak gücü 
kendinde buluyorsan, 
her hali sana 
ayrı ayrı güzel geliyorsa, 
karşısında kendini 
bir çocuk gibi hissediyorsan, 
istediği anda onun için 
ölebileceksen, 
onun için yaşıyorsan 
ve yine onun için 
bildiğin bilmediğin 
bütün düşmanlıklara 
karşı koyabileceksen, 
o her geçen dakika 
sende biraz daha büyüyorsa 
ve kendi kendine bile 
çok sevdiğini bütün 
samimiyetinle, 
inanmışlığınla 
itiraf edebiliyorsan, 
bir gün o seni hiç, 
ama hiç sevmediğini söylese bile, 
senin sevginde azalma olmayacaksa 
ve ölünceye kadar onu aşkların 
en ölümsüzü ile sevebileceksen; 
işte o zaman 
onu seviyorsun demektir. 

O sana sevmeyi, 
gerçek aşkı öğretti. 
Sen onu hep sevecek 
ve sevilmenin mutluluğunu tattıracaksın. 

O, hiç sen olmasan bile, 
seni bir parça sevmese bile...
 

Düş'le Gerçek Arasında

Düş'le Gerçek Arasında

Durup durup seninle karşılaşıyorum her yerde 
Karşıma çıkıyorsun her köşebaşında sen 
Kimi gün parklarda, kimi gün sokaklarda, caddelerde 
Gözgöze geliyoruz, saatlerce bir şey söylemeden. 

Hiç değişmemiş diyorum içimden, ne güzel 
İşte yine o! Yine mahzun, yine dalgın, yine ürkek 
Hadi gel diyor dudakları.----Özledim, hadi gel 
Biliyorum oysa; uzatsam ellerimi, gidecek. 

Bu bir aldanış mı? Yoksa var oluş mu yeniden 
Söyle bir son mu? Bir başlangıç mı? Bir dönüş mü? 
Ne oldu o güzelim zamanlara ansızın uçup giden? 

Hadi uyandır beni, söyle; gördüğüm zamansız bir düş mü? 
Hadi git, uzaklaş, yokluğuna inandır beni gerçekten 
Yoruldum, her bulduğum yerde seni kaybetmekten.

Her Gün Seninle

Her Gün Seninle

güzel olan 
Her günü seninle tekrar tekrar yaşamak 
Erimek yarını olmayan zamanlarda 
Durdurmak bir yerde bütün saatleri 
Bütün kuralları kırıp parçalamak 
Sonra varmak o yerlere 
Mevsimlere dur demek 
Kar yağarken çiçek açtırmak ağaçlara 
Güneşi bir akşam saatinde tutup bırakmamak 
Sonra doldurmak ay ışığını kadehlere 
Delicesine içmek 
Ve unutabilmek her şeyi ansızın 
Sevmek seni en yücesiyle sevgilerin 
Birlikte geçmiş, gelecek bütün çağları aşmak 
Güzel olan 
Sevmek seni Tanrılar gibi 
Seninle Tanrılaşmak... 

Bir gün bu akan sele dur diyeceğim, göreceksin 
Ne bu şehir kalacak 
Ne bu duygusuz sürü 
Bu korkunç kalabalık 
Her vapur seni getirecek bana 
Bütün istasyonlarda seni bekleyeceğim 
Kapılar sana açılacak 
Senin için söylenecek şarkılar 
Şiirler senin için yazılacak 
Her evde bir resmin 
Her meydanda bir heykelin olacak 
Ve sen kimi gün bir rüzgar gibi 
Kimi gün denizler gibi, bulutlar gibi 
Kopup ötelerden, ötelerden 
Yalnız bana geleceksin 
Bir gün bu akan sele dur diyeceğim göreceksin. 

Ben eskimeyen tek güzelliği sende gördüm 
Sende buldum erişilmez hazları 
Yanında sıyrıldım korkulardan, yalanlardan 
Duyguların en ölmezini sende duydum 
Susuzluğum dudaklarında dindi 
Yalnızlığım ellerinde 
Çoğu gün unuttum açlığımı 
Sende doydum... 

İlk defa seninle bütünlendim, anlıyor musun 
Anladım yaşadığımı her nefes alışta 
Seninle geçtim bütün zamanlardan 
Seninle var oldum 
Eridim seninle bir sonsuz çalkanışta. 

Her günüm seninle geçsin 
O güneşe en yakın 
Kimsenin varamayacağı bir dağ başında 
Uçsuz bucaksız uzak denizlerde 
İnsan ayağı değmemiş ormanlarda 
Uzaklarda, en uzaklarda 
O gemilerin uğramadığı limanlarda 
Işığım ol, alınyazım ol benim 
Vatanım ol, evim ol 
Yeter ki bir ömür boyu benim ol 
Her günüm seninle geçsin...

İstanbul Yoktu Sen Olmasaydın

İstanbul Yoktu Sen Olmasaydın

Ben nice İstanbul'lular gördüm sana gelinceye kadar 
Kirli paçavralara benzerdi insanları 
Dostluktan, vefadan yoksun. 
Bölünmüş, dağılmış, parçalanmış 
Ve herbiri kendi ağırlığıyla ezilmiş, yorgun. 
Yüzümde dolaşan birer iğrenç böcekti gözleri 
Bir tutsam 
Yapışır kalırdı ellerime en çirkin yerleri 
Evlerinde bulduğum yalnızlık 
Sokaklarında bulduğum upuzun bir kahırdı. 
Günler boyunca 
Bir başka karanlık gelirdi 
Karanlığın biri kaybolunca 
Güneşler doğardı görmezdim. 
Bir ses durmadan ölüme çağırırdı beni 
Bilmezdim bu şehirde senin yaşadığını. 
Bilmezdim..

Sonra kaç yıl yaralı bir hayvan gibi 
Gezdim sokaklarında 
Sonra kaç yıl bir sevgi aradım 
İstanbul'u aradım. 
Belki de seni aradım bilmeden 
Ayaklarımın dibinde den,izler can çekişti 
Şehirler parçalandı 
Bir çağ öldü gözlerimin önünde 
Benim en güzel çağım öldü. 
Bizi topraktan yarattılar 
Gel gör ki... 
Bu şehirde 
Benim toprağım öldü. 

Seni aradım bu şehirde yıllarca 
Yana yakıla seni.. 
Sen kimdin, sen neredeydin kimbilir. 
Hep böyle sensizmiydi bu şehir. 
Bu şehir İstanbul'muydu ? 
Öyleyse sensiz yaşanmazdı bu şehirde 
Gemiler demir almazdı 
Trenler işlemezdi 
Sen olmasaydın 
Bir ömür bitip 
Yepyeni bir ömür başlamazdı içimde 
Bahar gelmezdi 
Ağaçlar çiçek açmazdı 
Seni bulmasaydım 
Ve ben yoktum 
İstanbul yoktu 
Sen olmasaydın.


ÜYE GİRİŞİ
Whatsapp'ta Paylaş Yukarı Çık
X
Galerinin bağlantısını kopyala
Bu galerinin bağlantısı aşağıdadır. Kopyalayarak arkadaşlarınızla kolayca paylaşabilirsiniz.
Reklam Engelleyici Kullanıyorsunuz!
Sitemizden yararlanabilmek için reklam engelleyicileri kapatmanız gerekmektedir.