OFPOF

Türk Medyasının Kadın Algısı ve Cinsiyetçiliği

-
468
Etkileşim
Ofpofer
Ofpofer
Ofpofer
Whatsapp'ta Paylaş Yukarı Çık
Whatsapp'ta Paylaş Yukarı Çık
Türk Medyasının Kadın Algısı ve  Cinsiyetçiliği
386 izlenme
Ofpofer
-

Daha Kadın diyemeyen medyanın cinsiyetçi dilini tanıyoruz okudukça ayrımı farkedeceksiniz.

Medyanın cinsiyetçi dilini tanıyoruz; bu dili her gün bıkmadan usanmadan yeniden üretişini görüyoruz. Kadını “namus” ve “ahlak” gibi son derece kişisel ve muğlak terimler çerçevesinde ele alan, onu cinsellik, iktidar, aşk, aldatma/aldatılma, intikam, kıskançlık gibi konuların merkezine yerleştiren, “annelik” ve “ev kadınlığı” gibi rollerin bir kadının birincil vasıfları olduğu kabulüne hizmet edecek şekilde hareket eden bir medyamız var. Tüm bu nitelikler, maalesef Türkiye toplumunun çoğunluğunun kadına bakışı ile örtüşüyor. Bu nedenle, cinsiyetçi dille sunulan haberler daha çok reyting alıyor. Bu servis biçiminin karar vericileri, medyanın dönüştürücü etkisini kullanarak, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasına ön ayak olmak yerine, yalnızca reytinge ve dolayısıyla mevcut erkek egemen yapının sürekliliğine katkıda bulunmayı tercih ediyor.kadın, sırtına yüklenen “ev kadını”, “vefakar anne”, “özverili eş”, “cinsel obje”, “seksi güzel”, “güçsüz/itaatkar”, “kötü kalpli”, “hırslı”, “cüretkar” gibi sıfat ve rollerin altında sistematik biçimde eziliyor. Konu yukarıdaki örneklerden biri olmasa dahi, eğer bir kadınla ilgiliyse muhakkak magazinleştiriliyor. Yalnızca “kadın”lı başlıkları “erkek” ile değiştirdiğimizde dahi bu sorunlu bakış açısını ve yansımalarını görebiliriz.

1. Alo Deterjan Reklamı

Alo Deterjan Reklamı

Özellikle temizlik ürün reklamlarında kadınlara yönelik cinsiyetçi söylemler kullanılması sıkça tekrarlanan bir sorun. Çamaşırları bembeyaz yapmanın kadının şahsi sorumluluğu; bir eş sahibi olmanınsa ana gayesi olarak yansıtıldığı bu reklam filminde, „çamaşırlar parlak beyaz olmadan evden çıkamayan“ ve bu nedeniyle „evde kalan“ bir kadının hikayesini neşeli bir şarkı eşliğinde izlemekteyiz. Evde mahsur kalan kadının bir yandan mahallelinin tacizine maruz kalması, evden çıkabilmesi içinse elinde çamaşır deterjanı ile bir erkek „kurtarıcının“ gelmesi, şu ana kadar gördüğümüz tüm kalıp yargıların bir özeti niteliğinde.

2. Münevver Karabulut Cinayetinin Servis Ediliş Biçimi (2009)

Münevver Karabulut Cinayetinin Servis Ediliş Biçimi (2009)

Münevver Karabulut cinayeti, medyanın daha çok “magazinel” boyutuyla ilgilendiği, reyting unsuru olarak kullanılan, genç kızın sevgilisinin oluşunun ne kadar “yanlış” olduğu düşüncesi üzerinden yapılan argümanlar eşliğinde servis edildi. Karabulut’un konuyla tamamen ilgisiz fotoğrafları, özel mesajları ve daha pek çok gereksiz bilgi uzunca zaman kamuoyunu meşgul etti. Dönemin iktidar partisi mensubu siyasetçilerinin de konuya müdahil oldukları seviye “Kızınıza sahip çıksaydınız” cümlesiyle özetlenebilir. Yaratılmak istenen algı “E şimdi Münevver de suçsuz değil yani” idi.

3. Takvim, Darp Haberini “Nakavt” Başlığıyla Verdi (2013)

Takvim, Darp Haberini “Nakavt” Başlığıyla Verdi (2013)

Tabii ki tek falso başlık değildi. Başlığa, dövülen kadının yerde kanlar içinde yattığı, bulanıklaştırılmaya dahi uğraşılmamış fotoğrafı da eşlik etti. Takvim’i eleştirmeye çalışan bazı internet haber siteleri, yanlışa bir başka yanlışla cevap verdi: “Sizin ananız, bacınız yok mu?” Takvim, tepkilerden sonra başlığı “Dayakçı sevgili” olarak değiştirdi.
Nakavt. 30 Haziran 2013. Takvim.

4. Ömür Gedik’in Kadınlara “Uluorta Yerde Emzirmeyin” Çağrısı

Ömür Gedik’in Kadınlara “Uluorta Yerde Emzirmeyin” Çağrısı

Ömür Hanım’a göre olay şöyleymiş: “Kadınlar tabii ki çocuklarını emzirsinler ama bunu herkesin gözüne soka soka yapmasınlar. Kadınların emzirme özgürlüklerini sokak ortasında, istedikleri yerde kullanmaları bana cinsellik ve libido düşmanı bir hareket gibi geliyor. Hele hele parklarda, meydanlarda yapılan şu toplu bebek emzirme eylemleri yok mu? Gereksiz bir şovenizmden başka bir şey değil bence.” Ömür Gedik, bu talihsiz sözlere gelen tepkilerin ardından şoven ve şovenist sözcüklerinin anlamına bakmıştır herhalde. Peki, memleketteki insanların libidosunu koruma ve kollama görevinin kadınlara ait olmadığını da düşünmüş müdür sonradan? Veya, kadınların çevresindeki diğer kadın ve erkekler tarafından her daim “beğenilmeye müsait” olamayacağını ya da toplumun güzellik kıstaslarını tutturmak için yaşayamayacağını..?
Ömür Gedik, Kadınlar Parklarda Emzirsin mi? 6 Ağustos 2015. Hürriyet.

5. Türk Dil Kurumu

Türk Dil Kurumu

 Müsait: Kolayca flört edebilen (kadın) Gün geçmiyordu ki TDK yeni bir skandala imza atmasın. 'Müsait' kelimesinin ikinci anlamını ‘kolayca flört edebilen (kadın)’ olarak tanımlamasına aldığı tepkiler sonucu açıklama yapan TDK Başkanı Mustafa Sinan Kaçalin, gayet normal bir biçimde “Yanlış tespit etmişse onu düzeltiriz” dedi TDK’nın parantez içindeki ‘kadın’ ifadesiyle açıkça kadına yönelik negatif ayrımcılık yapılıyordu. Bunun üzerine bir kampanya başlatılarak silinmesi istendi.hatta daha fazlası 
Sözlükte kadın kelimesinin araması yapıldığında karşılaşılan manzara daha da kötüleşiyor. İkinci anlam olarak ev yönetimi ve annelik belirtilirken üçüncü anlamda boyut atlanarak 'hizmetçi bayan', hemen altında da sadece bayan açıklaması yer alıyor. SENSİN BAYAN.
 

6. Kadınların Zekası Ofsayttan Anlamayacak Seviyede

Kadınların Zekası Ofsayttan Anlamayacak Seviyede

Renault firması, araba fiyatlarındaki indirim kampanyasını müjdelediği reklam filminde “ofsayt kurallarını anlamayan kadın” kalıp yargısını kullanarak kadınları aşağılamakta ve cinsiyetçi kalıpları yeniden üretmektedir. Bu reklam filminde dile getirilen ataerkil düşünce aynı zamanda spor ve teknoloji gibi alanları bir cinsiyete atfederek sadece “erkeklere özgü” gibi göstermekte ve bunu bir üstünlük olarak sunmaktadır.

7. Futbolda Kadına Karşı Şiddete Yer Yoktur!

Futbolda Kadına Karşı Şiddete Yer Yoktur!

25 Ekim 2015 tarihinde Şükrü Saraçoğlu stadında oynanan Fenerbahçe – Galatasaray futbol müsabakasından önce Fenerbahçe taraftarları stadyumun önünde, Galatasaray bayraklarına sarılı bir şişme kadını ateşe verdiler.adına yönelik şiddetin acil önlem alınması gereken toplumsal bir sorun olduğu Türkiye’de, futbol camiasında da aynı sorunla karşı karşıya olunduğunu görmekteyiz. Bir spor olan ve birçok kadının da hem katıldığı, hem de taraftarı olduğu futbolda, kadına karşı şiddet ve aşağılamanın yer bulmasına şiddetle karşı çıkıyoruz.Bir şişme kadını yakan taraftarlara, daha 8 ay önce tecavüze uğradıktan sonra bedeni yakılan Özgecan Aslan’ı hatırlatmayı bir borç biliriz! “Nasıl da koyduk” “ırzına geçtik” diye tribünleri inleten, cansız mankenlere evliliği temsilen kına gecesi düzenleyen taraftarlara, evliliğin kadını bir mal olarak kullanan ve tecavüzü meşru kılan bir kurum olmadığını hatırlatmak isteriz.


ÜYE GİRİŞİ
Whatsapp'ta Paylaş Yukarı Çık
X
Galerinin bağlantısını kopyala
Bu galerinin bağlantısı aşağıdadır. Kopyalayarak arkadaşlarınızla kolayca paylaşabilirsiniz.
Reklam Engelleyici Kullanıyorsunuz!
Sitemizden yararlanabilmek için reklam engelleyicileri kapatmanız gerekmektedir.