OFPOF

Roman Polanski Filmografisinden 17 Film

-
597
Etkileşim
Ofpofer
Ofpofer
Ofpofer
Whatsapp'ta Paylaş Yukarı Çık
Whatsapp'ta Paylaş Yukarı Çık
Roman Polanski Filmografisinden 17 Film
463 izlenme
Ofpofer
-

Yaşayan en büyük yönetmenler arasında olan Roman Polanski filmlerinden ayırt etmek güç olsa da 17 tanesi.

1933'te bir  Polonyalı bir Yahudi ile bir Rus göçmeninin oğlu olarak Paris’te dünyaya gelen Polanski 1940 ailesi ile birlikte taşındıkları Krakov'un Naziler tarafından işgal edilmesinden sonra toplama kampına gönderilir. Annesi Auschwitz’de ölür ve babasıyla Polanski sağ olarak kurtulur. 1950'de Polanski sinema okuluna gitmek için devam ettiği okulu terk eder. 1954'te Andrezj Wajda’nın “Pokolenie / Bir Kuşak”ı ile sahneye çıkar ve macerası böylece başlar.

 

1. Knife in the Water - Sudaki Bıçak (1962)

Knife in the Water - Sudaki Bıçak (1962)
Polanski'nin hem ilk filmi hemde Polonya'da çektiği ilk ve son filmdir. 
Polonyalı bir çift, Andrzej ve Krystyna, yolda karşılaştıkları genç bir otostopçuyu tekne gezisine davet eder. Suya açıldıktan sonra, Andrzej, Krystyna'yı etkilemek için yakışıklı genci aşağılamaktan kendini alamaz ve hoşnutsuz kadın, kendine aşırı güvenen adam ve yakışıklı yabancı arasında cinsel gerilimi yüksek bir güç, sınıf ve kıskançlık didişmesi başlar.
En İyi Yabancı film dalında Oscar'a aday gösterilmişti.

2. Repulsion - Tiksinti (1965)

Repulsion - Tiksinti (1965)
Çekmek için İngiltere'ye gittiği bu filmin pek parlak bir başarı elde edemeyen bu Polanski'nin en sevdiği film olduğu söylenir. 
Özel yaşamında hayatını manikür yaparak kazanmak olan Carol, cinsel duygulara karşı ilgili olup hem de iğrenen genç kız, Londra'da beraber oturduğu kızkardeşiyle birlikte yaşamakta ve bir gün, kızkardeşi Helen evli erkek arkadaşıyla birlikte tatil yapmak için evden ayrılır ve Carol evde tek başına kalır. olaylar bundan sonra başlamıştır, bu yanlızlıktan dolayı korkularına esir olan carol, gerçek ile hayali ayırmaz hale gelir, psikolojisi bozulan carol akıl sağlığını yavaş yavaş yitirmeye başlamıştır.
Apartman üçlemesinin ilk filmidir.

3. The Fearless Vampire Killers - Korkusuz Vampir Avcıları (1967)

The Fearless Vampire Killers - Korkusuz Vampir Avcıları (1967)
Vampirlerin saltanatını sona erdirmeye kararlı iki vampir avcısı, Profesör Abronsius ile Polanski'nin canlandırdığı asistanı Alfred, gerçek bir vampir bulmak için Transilvanya'ya gider. Vampir Kont Breda von Krolock, hancının kızı Sarah'yı (Sharon Tate) kaçırınca, vampir avcıları, kızı kurtarmak üzere kontun şatosuna gider.
film çekimi sonrası Sharon Tate, Polanski’nin Londra’daki evine taşındı. Çift, Polanski Rose Mary’nin Bebeği filmini çekmeye başlamadan önce evlendi.

4. Rose Mary’s Baby - Rosemary'nin Bebeği (1968)

Rose Mary’s Baby - Rosemary'nin Bebeği (1968)
Polanski'nin Holywood'a ayak basışı bu filmle olmuştur ve büyük övgüler almıştır fakat karısı Sharon Tate bu filmin çekimleri sırasında evinde Charles Manson ve müritleri tarafından öldürülmüştür.
Genç bir çift, Rosemary ve tanınmak için çırpınıp duran bir aktör olan kocası Guy, New York'taki kötü şöhretli eski bir binaya taşınırlar.
Rosemary yeni yaşantısından tedirgindir. Komşu evlerden tuhaf seslerin geldiği bir ortamda, bir gece rüyasında şeytansı bir varlık tarafından tecavüze uğradığı görür. Ardından hamile kalır. Bu arada Broadway'de güzel bir rol kapan Guy'un kariyeri yükselmeye başlar.
Apartman üçlemesinin ikinci filmidir.

5. Macbeth - 1969

Macbeth - 1969
Karısının ölümünden sonra çektiği ilk filmdir. Bu sebeple  hissettiği acı ve şiddetin filme yansımasına sebep olmuştur.
Shakespeare’in özgün metnine hayli sadık kalan film, tutkusuyla vicdanı arasında sıkışıp bunalan cesur İskoç lordu Macbeth ve onun aklını çelip cinayet işleten ama sonra kontrolü kaybeden eşi Lady Macbeth’in komploları ve hırsıyla kendi sonlarını hazırlamasını anlatıyor.

6. Chinatown - Çin Mahallesi (1974)

Chinatown - Çin Mahallesi (1974)
Bu film, Polanski’ye bir Oskar, bir de İngiliz Akademi Ödülü getirir. Filmde Jack Nicholson, Faye Dunaway ve John Huston rol almaktadır. Polanski'ninde filmde kısa bir rolü vardır.
Eski polis Jake Gittes özel dedektif olarak çalışmaktadır. Los Angeles'ın su idaresinden sorumlu Hollis I. Mulwray'i takip etmek için eşi Evelyn tarafından kiralanır. Evelyn eşinin kendisini aldattığını düşünmektedir. Takibe başlayan Jake gerçekten de Hollis'in başka bir kadınla beraber olduğunu görecektir. Ancak olaylar beklediği gibi gelişmez. Hollis gizemli bir şekilde öldürülür. Jake olayın peşini bırakmaya yeltense de, bir karabasının içine düşmüştür. Olaylar onun yakasını bırakmayacak, Evelyn sandığı kadının Hollis'in gerçek eşi olmadığını anlayacak ve herşey daha da çetrefilleşecektir.

7. The Tenant - Kiracı (1976)

The Tenant - Kiracı (1976)
Mutsuz bir geçmişi olan bir daire ve tekin olmayan sakinleriyle bir apartman Roman Polanski'nin gerilim filmi Kiracı'nın mekanını oluşturuyor. Polanski'nin canlandırdığı Trelkovsky'nin sıradan memur hayatı, yeni bir binaya taşınmasıyla birden bire değişir. Binanın diğer sakinleri ve eski kiracıların trajik kaderleri paranoyalarına yenilerini ekler. Trelkovsky'nin gerçekleri ortaya çıkacak mıdır yoksa bütün bunlar yalnızca hayal ürünü müdür?
ğursuz, paranoyak bir delilik, suistimal ve intikam hikâyesini anlatan filmin Polanski’nin Paris’e geldiği ilk yıllarda yaşadığı mahallede çekildiği söylenir.
Bu film aynı zamanda “apartman üçlemesinin” Repulsion ve Rosemary’nin Bebeği’nden sonraki üçüncü ve son filmi olma özelliğini de taşımaktadır.

8. Tess - 1979

Tess - 1979
Roman Polanski’nin en ünlü filmlerinden biri. Fakir bir köylü kızı olan Tess babası tarafından zengin akrabalarının yanına gönderilir. Babası içten içe uzaktaki akrabalarının kızını da kendilerinden görüp, ona sonsuz gibi gelen zenginliklerine ortak edeceklerini ummaktadır. Oysa işler hiç de umduğu gibi gelişmez, zira Tess’in yanına yerleştiği aile D’Urbervilles adını sonradan almıştır.

Karısı Sharon Tate’in kendisine okuması için bıraktığı Thomas Hardy’nin “Tess of the D’Urbervilles” romanından uyarlanan üç saat uzunluğundaki “Tess” filmini çekerek eşine ithaf eder. Tess, Fransa’da o zamana kadar çekilen en pahalı film olur. Polanski, bunun karşılığını en iyi yönetmen dalında birer Oscar, Altın Küre ve Cesar ödülü ile alır.

9. Death and the Maiden - Ölü ve Bakire (1994)

Death and the Maiden - Ölü ve Bakire (1994)
Bir sonraki filmi olan “Pirates-Korsanlar” (1986) itam bir hayal kırıklığı yaratır. 1987’de çektiği ve Harrison Ford’un rol aldığı gerilim filmi “Frantic” de ne eleştirmenlerden, ne de işin ticari kısmıyla ilgilenenlerden olumlu puan alabilmiştir. 1992’de “ Bitter Moon - Acı Ay” ı çeker ama beğenilmez.
Polanski eleştirmenlerin övgüsünü ancak 1994’te çektiği “Death and the Maiden” ile kazanabildi. Ariel Dorfman’ın oyunundan uyarlanan filmde Ben Kingsley ve Sigourney Weaver başrol oyunculuğu yaptılar.

Avukat olan Gerardo ile Paulina mutku bir evlilikleri olan bir çiftir. bir gece Gerardo arabasıyla evine doğru giderken lastiği patlar ve Mirando adında bir doktor kendisine yardım eder. bu iylik karşısında Gerardo doktoru evine davet eder.. Paulina doktorla tanışmasıyla birlikte kendisine yıllar önce tecavüz eden bu sesi tanır ve olaylar 3 lü arasında bir mücadela başlamıştır...

10. The Ninth Gate - Dokuzuncu Kapı (1999)

The Ninth Gate - Dokuzuncu Kapı (1999)
Jonny Deep'in oynadığı Dokuzuncu Kapı filmi, Dean Corso, zengin koleksiyoncular için eski ve çok değerli kitapları araştıran ve bulan bir araştırmacıdır. Yaptığı görev kültürel birikim, hüner ve çelik gibi sinirler gerektirmektedir. Corso, ünlü bir kitapsever olan Boris Balkan için Satanik ayinleri anlatan bir seri kitabın sonuncusunun peşine düşer. Rivayete göre bu kitap Karanlıklar Krallığının dokuz kapısını açacak bir el yazmasıdır. Geri kalan iki kopyası Avrupa’dadır. NewYork’tan Toledo’ya, Portekiz’den Paris’e giden yollarda Corso labirent gibi tuzaklarla, vahşi ve gizemli ölümlerle karşılaşır. Kendisini koruyan güçler yardımı ile kendisinden çok daha güçlü bir varlığa karşı adım adım yaklaşmaktadır. Zamanla asıl görevinin bir kitabı bulmaktan çok daha farklı olduğunu anlar.

11. Pianist - Piyanist (2002)

Pianist - Piyanist (2002)
Polanski kendi yaşam-öyküsünün aynası niteliğindeki Piyanist'i çekti. II. dünya Savaşı sırasında, Varşova'nın varoş sokaklarında yaşam savaşı veren bir adamın hikâyesini konu alan film, 55. Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye Ödülü'ne layık görüldü.
Filmin müziklerinin çoğu Polonyalı ünlü besteci Chopin’in nocturne’lerinden oluşur. İlk beş dakikasında Nocturne in C Sharp Minor duyulur.

Wladyslaw Szpilman, savaş patlak verdiğinde 27 yaşındaydı ve Polonya'nın geleceği en parlak konser piyanistlerinden biriydi. Luftwaffe'de radyo istasyonu bombalandığında Chopin'in C minor Nocturne'nü çalıyordu.Tüm Yahudiler gibi o ve ailesi de evlerinden çıkartılarak Varşova gettolarına sürülmüştü. Bu çok yetenekli genç adam yeni yaşamında karaborsacıların ve işbirlikçilerin eğlendiği barlarda çalmaya başlamıştır.İşte bu işbirlikçilerden biri onu ve ailesini ölüme götüren esir kampı trenlerinden birinden kurtarmıştır. Savaş fısıltıları, direnişçiler ve sürpriz bir Alman subayı sayesinde Szpilman savaşta hayatta kalmayı başarır.

12. Oliver Twist (2005)

Oliver Twist (2005)
2005 yılında Charles Dickens’in dünyaca ünlü Oliver Twist romanını filme çekmiştir.  Hikaye, çalıştırıldığı yerden kaçan yetim çocuğun, Londra sokaklarında bir yankesici ile tanışmasını ve yankesiciliği öğrenmesini anlatır. film, kostüm, set tasarımları ve aktörlerin konuştuğu ağır İngiliz aksanıyla dönemini yansıtma konusunda son derece başarılı olur.

13. To Each His Own Cinema - 2007

To Each His Own Cinema - 2007
2007 yılı mahsulü, birbirinden değerli 36 yönetmen tarafından yönetilen 34 kısa filmden oluşan Fransa yapımı bir filmdir. Filmlerin her biri 3 dakika sürer. Her yönetmenden sinema hakkındaki duygularını filme çekmeleri istenmiş; bu yönetmenlerden biri olan Polanski de filme “Erotik Sinema” adlı eseriyle katkıda bulunmuştur.

14. The Ghost Writer - Hayalet Yazar (2010)

The Ghost Writer - Hayalet Yazar (2010)
Ewan McGregor ,  Pierce Brosnan gibi oyuncaların yer aldığı filmde, İngiltere'de başbakanlık yapmış olan eski bir politikacı, anılarını yazması için bir yazarla anlaşır. Hayatını riske etmek pahasına, geçmişte sır gibi saklanan gerçekleri anlatmaya kararlıdır.

15. Carnage - Acımasız Tanrı (2011)

Carnage - Acımasız Tanrı (2011)
Kate Winslet, Jodie Foster, Christoph Waltz gibi Oscar ödüllerine sahip usta oyunculardan oluşan kadrosuyla dikkat çeken Almanya, Fransa, Polonya ortak yapımı filmde. çocuk parkında birbiriyle kıyasıya dövüşen iki haşarı çocuk... Sıradan görünen bir kavgayı, ebevyenler bir ev davetiyle modern biçimde çözmeye ve tatlıya bağlamaya çalışır. Fakat ilk başta medeni biçimde konuşarak sorunu çözmeye çalışsalar da, sonrasında işler sarpa sarar ve herkesin birbirinden sakladığı foyası meydana çıkar. Hiç kimse küçük çaplı bu 'katliamdan' kaçamaz... Fransız oyun yazarı Yasmina Reza'nın Tony Ödüllü "The God Of Carnage" adlı tiyatro oyunundan uyarlanan yapım,  11 yaşında iki çocuğun okulda kavga etmesinin ardından aileleri arasında başlayan tartışmanın doğurduğu ilginç olayları konu alan bir kara-Komedi olarak nitelendiriliyor.
Oyun ülkemizde İstanbul Devlet Tiyatrosu tarafından Vahşet Tanrısı ismiyle oynanmıştı.

16. A Theraphy - Terapi (2012)

A Theraphy - Terapi (2012)
Helena Bonham Carter ,  Ben Kingsley'in başrollerini paylaştığı filmde.  Dünyanın en ünlü markalarından Prada ile dünyanın en ünlü yönetmenlerinden Roman Polanski etkileyici bir projede bir araya geldi. Roman Polanski Prada için “A Therapy” adında çok özel bir kısa film çalışması gerçekleştirdi. Film, 21 Mayıs 2012’de 2012 Cannes Uluslararası Film Festivali Özel Seçim-Klasik Bölüm’de gösterildi.

17. La Vénus à la fourrure - Kürklü Venüs (2013)

La Vénus à la fourrure - Kürklü Venüs (2013)
Bir yönetmen ve onun sahneye koyacağı oyunda başrolü kapmaya çalışan bir aktris... Bu ikilinin birbirine hazırladığı kurnaz tuzaklar aslında insanlık tarihi kadar eski, kadın ve erkek arasındaki savaşın bir yansıması. Efendi ile köle sürekli yer değiştirirken, Polanski hınzırca kendisiyle de dalga geçiyor; zira yönetmen rolündeki Mathieu Amalric, şaşırtıcı şekilde Polanski’nin gençliğine benziyor. Aktrisi ise Polanski’nin 1989 yılında evlendiği gerçek hayattaki karısı Emmanuelle Seigner canlandırmakta.

ÜYE GİRİŞİ
Whatsapp'ta Paylaş Yukarı Çık
X
Galerinin bağlantısını kopyala
Bu galerinin bağlantısı aşağıdadır. Kopyalayarak arkadaşlarınızla kolayca paylaşabilirsiniz.